Friday, 30 July 2010

HOLA 30s


30 oldum, daha dolmadı, 29, dolacak 30 Temmuz'da derken... Geldi çattı.. 30 lar..
20'lerin başında "30 mu? yaşlıymış çok!!" demeyi bilirken, şimdi 30lar genç canım..
Çok güzel bir şehirde, Barcelona'da, sevgilim ile bu önemli yaş dönümünü kutluyorum:)
Daha ne olsun!

30 senenin 30'u da dolu dolu mutluydu, umarım önümdeki yıllarda bir okadar olur. Tabii bunu da öncelikle çocukluğumu, gençliğimi mutlu geçirmemi sağlayan annem, babam ve kardeşim, sonra hayat arkadaşım biricik sevgilim ve tabii ki arkadaşlarıma borçluyum:)

Şimdi duygusal bölümü geçip gelelim materyalist tarafa:)
30 olmanın bir güzel yanı var o da wish list im 30 maddeye kadar çıkabilir, hahahahah:)
Ne kadar secret a inansam da hep derim bazı şeyleri içten tekrar etmek daha faydalı oluyor ilk 4 madde bana ait...
1-
2-
3-
4-

5- Kırmızı bir Vespa, elma şekeri kıvamında,

Vespa_1970_VBC150cc-748572

6- Chanel 2.55 im olsun, olsun olsun artık yaa! 30 lara yakışır ama..

Picture 23

7- Mulberry Alexa da yakışır 30 a hani!

Picture 24

8- Iphone um olsun daha çok sizi udate edebiliyim, daha sık size erişebiliyim. (Beyaz gibi elime yakışması hiç önemli değil tabii:))

0-iphone-4g-01

9- Ipad de de yaratıcılığımın tavan yapacağını, Stilize'ye çoook katkı sağlayacağını dusunuyorum, yaşattığı deneyim bir yana..
apple-ipad2-e1272311918371
10- NYC'de, San Fransisco'da, Monaco, Nice, Cannes, Capri'de, Positano'da, Amalfi'de, Sicilya'da, Yunan Ada'larında.... 1 er hafta tatiiil:) Geziyim yaa geziyim işte kışın da Avusturya, Fransa dağlarında.. geziyim...

e bu kadar mı?? kaldım ben 10 maddede?? hani 30madde, aç gözlüyüm derdim diğilmişim yaaa:)

Bu posta doğumgünüm üzeri ilham veren StyleBoom'a ayrıca teşekkür, Boom'un wishlisti için tık tık.

Barcelona'dan sevgiler...


Sunday, 25 July 2010

HOLIDAY SERIES- VOL5- BIG ISLAND

Yok bu seri sondan başa değil, bir baştan bir sondan...
Ada tatilimiz cuma öğleden sonra Cennet Adaları'nın merkezi sayılabilecek Büyükada eski adı ile Prinkipo'da (Prensin arka bahçesi demekmiş..) başladı.
"Ada vapuru yandan çarklı... " mırıltılarım sevgiliyi sıksa da, mood a girmek için iyi bir motivatör olduğu kesin, Kabataş'tan 1,5 saatlik bir yolculuk sonrası ana karadan bambaşka bir alemdeyiz.

PAS_6354

Otelimiz Princess, Ada'nın meydanında beklentilerimizin üstünde gayet rahat, tertemiz ve ihtiyacı karşılar nitelikteydi.
3 balkonu ile deniz manzaramız olmasa da ada meydanına nazırdık.

PAS_6288

Hızlı bir yerleşimin ardından akşam yemeği için Burgaz Ada'ya geçmeden hızlı bir ada turu yaptık, tur hemen otelin altındaki tarihi Prinkipo Dondurmacısı ile başladı. Nasıl bir şey anlatamam kendinden geçiyorsunuz, neden yok ana karada böylesi, neden bu kadar zor bu tadı tutturmak bilmiyorum ama muh-te-şem-di...

PAS_6305

Merkez meydandan uzaklaşıp arka sokaklara daldıkça tarihi köşklerde kendimi kaybettim, hepsi birbirinden keyifli, bahçesi, romantik çizgileri, bambaşka bir dünyaya ışınlanmış gibiydik.

PAS_6321

Bambaşka bir dünyada olsam da ezeli zehir kanlarımda, sizlere bir yerden bir şekilde ulaşmam gerek, ara ara telefon üzerinden anakarayı takibe devam ettim.


PAS_6639

Anadolu Kulübü etrafında kedi gibi dolaşıp, köşküm olsa bahçesinde huzur fazla gelince sosyalleşmek için kulübe gitsem 5 çayımı içsem.. gibi hayaller kurmadan edemedim:)

PAS_6335

Büyük Ada ile ilgili önerilerim, cumartesiye kalmadan haftaiçi görmek, dondurmasını, tulumba tatlısını ve iskeledeki balıkçıları yine gözüme kestirdiğim yenilikçi mekanlardan Eddie'yi örneğin denemek, kalınacaksa Princess, Splendid veya Prince oteller gayet manalı seçimler, adalar arası konuan motorlardan yararlanıp adadan adaya seyahetle geziyi hareketli hale getirmek..

Ne giymiştim?
Dress: Zara, Cardi: İpekyol, Babets: Melissa Coral, Scarf: Yargıcı, Sunglasses: Zegna(Emro's)

Saturday, 24 July 2010

HOLIDAY SERIES- VOL4- SEDEF ISLAND

PAS_6524


PAS_6553

PAS_6533

Anlatmaya tersten başlayacağım, neden? Bilmem:)

Mini bir haftasonu kaçamağı ile cuma İstanbul'dan Cennet Adaları'na gittik. Orjinimizi Büyük Ada olarak belirledik, Cuma öğleden sonra yola çıktık bir gece Büyük Ada'da kalıp Cumartesi akşam dönecektik. Büyük Ada'nın turistlerce ne yazık ki özellikle arap turistlerce istilaya ugraması nedeni ile cuma akşam yemeği bile Burgaz Ada'ya planlandı.

Anlatmaya son günümüzden başlayacağım dün sabah otelimizde kahvaltı edip direk 11 motoru ile Sedef Adası'na gittik, Sedef Adası tamamen özel mülklere ait bir ada, yerleşim az, her ada da yeşillik bol ama burası gerçekten deniz ve yeşilin buluştuğu bir cennet.


PAS_6590

Vapurda BüyükAda'dan Sedef'e geçerken...

Bu özel mülkte, ev sahibi de olan Nişantaşı'nda Zazie restoranın sahibi aile Port Sedef isimli bir restoran ve plaj açmış, bir de bu sene Salih Saka'nın açtığı Club Ada Sedef var. Biz akşam yemeğimizi PortSedef'te yiyeceğiz diye gündüzü de Club Ada Sedef'te geçirelim demiştik ama boşuna kendimizi adanın bir ucuna yorduk.
Club Ada Sedef'in kıyısı çok dalgalı, deniz çok pisti, ilgi alaka da ne yazık ki fenaydı:(

Gerisin geri Port Sedefe döndük, öyle bir his ki İstanbul'la okadar yakınken bir okadar uzaksınız. Doğa çok güzel, işletmenin bir kaç iyileştirme ile perfection a yaklaşabileceğini düşünüyorum ama böyle de gözardı edebiliyorsunuz onlar da yorulmuyorlar daha fazla sanırım:)


PAS_6454

PAS_6498

Vogue Ağustos sayısı ve Beyaz huzurlu saatlerin su gibi akıp gitmesini sağladı:) Biu'mum bonbonları hep kolumdaydı, özellikle kırmızı ve suan kayıp olan gri-kırmızı çiçekli bikinime pek uyuyorlardı:(
Ya The Blossom Village'dan aldığım güneş yağı, koruma faktörü doğal içindeki yağlardan, inanılmaz bir altın karamel rengi almamı sağlıyor, hayatımda hiç böyl güzel yanmamıştım, şiddetle tavsiye..

Denize giremedim yani daha doğrusu yarım girdim bacaklarımı soktum, adalarda gezdiğim sürece en temiz denizdi ama Marmara'ya girmek cesaret işiymiş, duş aldım güneşlendim. Sürekli ziyaretçiler şapıdı şupudu yüzüyorlardı, benim korkaklığım oldu.


PAS_6522

PAS_6530

Sedef öğleden sonra özellikle ziyaretçisi yelkenlilerle, yatmotorlarla çok hareketleniyor.
Sedef'te ne giymeli, herşey kaldırır ister Marine havasında spor mavi beyaz çizgilileri kırmızılarla kombinleyin ister en şık bikinilerinizi transparan üstlerle zengin aksesuarlarla tamamlayın. Turkiye'den bir tatil bölgesine benzetemedim ama chic atmosferiyle italyan adalarını hatırlattı.

PAS_6515

Diğer detaylara gireceğiz ama çantamı gördünüz mü:) Fikir annesi Biu yani offnegiysem.com'un ve Biu Factory'nin sahibesi Billur, tasarımcısı ve el emeği göz nuru Yael'e ait. Bir güzel öğle yemeğinde Billur "offnegiysem" çanta istiyince ben de ben de "Stilize" isterim dedim ve Yaelciğim bizi kırmadı:)
Ve artık sipariş üzerine herkese istediği yazılı çantalar yapıyor:)

Billur'un "offnegiysem"ine göz atmak için buraya, Yael'den cici şeyler sipariş etmek için buraya tık tık...

PAS_6510

Peki ben ne giymiştim?
Tee: Massimo Dutti, Athlet with stripes: Zara, Shorts: Pull&Bear, Flip Flops: İpanema, Sunglasses: Zegna(Emro's), Hat: D&G (2003 kardeşim Onur'la Venedik gezimizden hatıra:)), Bracelet: Biu Factory, Straw Bag: Life in Mono


PAS_6480
Bikini: Victoria's Secret, Head Band: Life in Mono, Earings: Karmen, Kaybettiğim bikinim, sandelyede hemen arkamda bu resimden sonra kayıplara karıştı:( Massimo Dutti..

Bu güzel tatili planlamamızda bize önerileriyle fikir veren Yaelciğime tekrar teşekkürler, sayesinde tatilimiz mükemmeldi:)


Friday, 23 July 2010

FRIDAY I'M IN LOVE!

hanhyejin_instyle1

"Perşembeyi unuttun!" diyenleri duyar gibiyim, unuturmuyum, ne demiş Cure: THURSDAY I DONT CARE ABOUT YOUU!!
Cuma, güzel Cuma! Çalışsamda, şuan olduğu gibi çalışmasam da, güzelsin.. kapanış, yeni başlangıçların habercisi ve yine Cure'un da dediği gibi aşığım!.:)


hanhyejin_instyle2

Zor bir haftanın ardından kaçmak için "ada vapuru yandan çarklııı" diyerek, rüzgarda saçlarımız savrulup, cehennem sıcağı İstanbul'u iki gün de olsa arkamızda bırakacağız. Yeni plaj çantam içinde, üstünde etiketlendiği üzere yine Stilize parçalar, yola çıkmak için şuan itibariyle dakika sayarım.

Ada severim, italyan adalarında kendimden geçmiştim, İtalya'nın herşeyini seviyorum ama, Capri ihtişamı ve Glamourus havasıyla, Ischia local tam bir italyan kasabası haliyle gönlümde taht kurdular..
Bozcaada da güzel başlayan 4-5 günlük bir tatil, olumsuz ulaşım şartları ile cehenneme dönmesi ile, "yoksa ben de ada fobisi mi var?" soruları sormama neden olmuştur. Koyduğum teşhis adayı seviyorum istediğim de, çıkabildiğim istediğimde gidebildiğim sürece, "no way out" hissi yaşamamalıyım.
E sonra İstanbul'umun cennet adaları gelir ki, içlerinde gördüklerimden en çok Burgazada'yı severim daha bakir, Kalpazankaya'sı ile ağzıma layik ve keşmekeşten uzak.
İlk durak BüyükAda, akşam yemekte BurgazAda'nın canı Kalpazankaya'dayız.

hanhyejin_instyle3

Beyaz (Mac Book'umun ismi daha önce paylaştım mı hatırlayamadım, bir nesnelere isim verme hastalığım vardır, okuldaki arabam da Rıfkı'ydı mesela:)) yanımda sizi postsuz, adalardan bir haber bırakmayacağım.

Herkese haftayı silebileceğiniz, yeni haftaya temiz başlangıç yapabileceğiniz, eğlenceli, dinlenceli ve huzur dolu bir haftasonu dilerim...

photos from Han Hye Jin Instyle photoshoot

Thursday, 22 July 2010

LOVED THIS

Tommy Ton cekmiş ben bayıldım. Renge, ucus ucus kumasa, kesime, tavıra..

Picture 5

style.com Tommy Ton çekimleri

Wednesday, 21 July 2010

AND WEDNESDAY'S GRAY..

Bana kızmayın bugün ki deli yağmur sonrası başka renk de gitmez zaten çarşambaya..
Ama güneş hep göz kırpıyor aradan.

Huseyin Çağlayan İstanbul Modern'deki sergisinden bahsetmiştim, Pazar günü hedefimiz Karaköy'dür ileri şeklinde düştük yollara.. Namport'un bizi son bir kaç keredir üzen performansı sonrası aslında Karaköy'de kahvaltı yapmama taraftarıydım ama deniz manzarasından feragat edip bir de daha içerideki esas oglan, Namlı Gurme'ye şans verelim dedik. Aman allahım!

PAS_6102

PAS_6105

PAS_6107

PAS_6125

Şarküteri, ortam muhteşem ama ya hizmet.. Hizmet super hatta uber! Sevgili garsonumuz ki öğrendim sonradan kendisi Karaköy'ün kralı Fevzi Bey:)
İşletmenin GM'si Engin Bey tek tek masalarla ilgileniyor, halimizi hatırımızı soruyor. Sonunda dayanamayıp beraber mis zeytinlerin önünde pozumuzu verdik, beyefendinin şıklığına ayrıca dikkat çekmeme de gerek yok sanırım..

Sonra yuruyerek İstanbul Modern, benim Cağayan'ı hatim etmem ve arkadaşlarla güzel bir yemek ile sona eren gün.
Sergiden anektotlarım sonra gelecek, çünkü yarın daha özel bir turla tekrar ziyarette bulunacağım.


PAS_6128

PAS_6130

PAS_6135

Tee&Skirt: Mango, Cardi: Zara, Wedges: Yeşil, Çanta: Güneş Dericioğlu, Earings: Cem Lokmanhekim

Monday, 19 July 2010

TUESDAY'S GRAY

Faithless konserine yürüyüşten bir kaç kare...
Yorgunluktan olsa gerek yuzum biraz asık ama konserde acısını çıkarttım, Faithless muhteşemdi, Çeşme'de ilk izlediğim performanslarından sonra beni aslında şaşırtmadılar. Küçükçiftlik Parkı da gayet güzel bir konser alanı olmuş. Tekrarlıyorum 2010 İstanbul Kültür başkenti oldu, biz Faithless'a yürürken aynı yoldan bir grup Cemiz Topuzlu'ya bir grup Lutfi Kırdar'a yurumekteydi. Şehrin her yerinden, her gece ayrı melodiler yükseliyor daha ne olsun...

PAS_5555


PAS_5551

PAS_5553
Tee: GAP, Shorts: Twist, Cardi: Yargıcı, Babets: Primark, Bag: Longchamp, Belt: H&M

PAS_5557

PAS_5559

Glasses: Mykita, Earings: Karmen

Sunday, 18 July 2010

I DON'T CARE IF MONDAY'S BLUE...

PAS_5545

PAS_5531


PAS_5543

Pazartesi, bir başlangıç daha.. Bugün siz bu satırları okurken Şirvan ile Stilize bir gün geçiriyor olacağız.. Tüm detaylar an be an önce Twitter'da, sonra burada...

Mini videoyu izlemek için play e basmanız yeterli, şarkının devamı haftanın geri kalan günlerinde... taksit taksit:) bekleyemem diyenlerdenseniz hemen dinlemek için fizzy'den buraya tık tık.



Dress: Gamze Saraçoğlu, Cardi: Yargıcı, Belt: Yargıcı, Watch: Hstern (Dad's gift), Scarf: Yargıcı, Earings: Karmen, Sandals: Accessorize

İyi haftalar.

Saturday, 17 July 2010

HUSEYIN CAGLAYAN

15 Temmuz- 24 Ekim arası duayen Huseyin Çağlayan'ın 1994-2010 yoılları arsındaki çalışmalarını içeren sergi İstanbul Modern'de ziyarete açık olacak.

Çağlayan, tasarımcı kimliğinin yanısıra büyük bir sanatçı, St. Martins'den mezun, kendi deyimiyle bir taraftan müzelere collectorlara sanatsal çalışmalar yapan bir sanatçıyken, bir taraftan mağazalara ticari kolleksiyonlar hazırlayan bir tasarımcı.


chal_ss10_1335

chal_ss10_1067

chal_ss10_1043

chal_ss10_0866
Caglayan 2010 SS Collection

Serginin açılışı nedeni ile İstanbul'da olan Çağlayan, İstanbul Moda Akademisi'nin düzenlediği panelde çok içten ve samimi bir şekilde soruları cevapladı. Ben de paneldeydim, panele sevgili StyleBoom davetlisi olarak katıldım, kendisine burdan buyuk teşekkurler.
Kısa ama öz bir oturumdu, okadar cebimi doldurdum ki sizlere elimden geldiğince aktaracağım.

İzlenimlerim, Vogue reklamında ki "Bence..." Huseyin Çağlayan'ın tıpatıp kendi! Sorulara cevaplarında sürekli "Bence" yle başladı, cevaplarının sadece kendi açısından değerlendirmeler olduğunun altını mütevazilikle çizmek için.
Bazı sanatçıları dinlerken, işlerini takip ederken bir kaybolmuşluk hissederim, belki de yaratıcılıklarını perçinleyen bir karmaşıklık, belirsizlik derim. Huseyin Çağlayan bir o kadar netti. Kendini, seçtiği yolu, çalışmalarını o kadar net ifade ediyordu ki, tanımı çok net rahat yapıyor, pozitif ve negatif yönleri teraziye koyuyor, sonrasında bunlar benim seçimimdi diyerek içindeki netliği aynı dolaysızlıkla ifade ediyordu.

"Ortada kalmis durumum var,1 taraftan sanat dunyasinin bir parcasiyim 1 taraftan moda...avantajlari var, yanlizligi da!Kendi secimim!"

Bu haliyle kendisine saygım kat kat katlandı.
Sanatçı olmaya gerek yok , sıradan bizlerin bile sıklıkla yaşadığımız kafa karışıklıkları ve kaybolmalar için özenilecek bir örnek...


chal_ss10_0472

chal_ss10_0431

chal_ss10_0384
Caglayan 2010 SS Collection

Moda'nın yeni nesil tanımını bir çok defa yaptı, modanın son dönemde yenilikçilikten çok pazarlama ile ilintili, network ile ilintili hale geldiğini cesurca dile getirdi. Moda'nın resim, müzik, mimari kadar kültürün bir parçası olduğunu, bir ülkenin kültürünü represente edecek en önemli dallardan biri olduğunu vurguladı. İstanbul'da son yıllardaki gelişmelerin, büyük moda metropolu Londra, Paris ve Milano'nun 20 sene önceki hallerine benzetti. Tam bir üretim ve deneysel dönem, bu dönemden markalaşmaya geçilecek diyerek yaşadığımız dönemi tanımladı.
Bir tasarımcı olarak farklılaşmak için verdiği örnekler tasarım öğrencileri yanısıra bence herkesin ders çıkarabileceği cinstendi.

  • "En iyi ve başarılı tasarımcılar kişiselleşen tasarımcılar oluyor."
  • "Bayan tasarımcı kendi giyebileceği tsarımlar yapabilmeli, erkek tasarımcılar ise dışardan bir göz olarak fark yaratıyor."
  • "Bedenin kendi yapısı ile dengeli proportionlar daha başarılı, yer çekimi en buyuk bileşen ve gelenek 3. bileşen olarak formulu tamamlıyor."
  • "Kalite çok önemli, dikişin, malzemenin lux olmasına, bazen olmamasına, aradaki dengenin dogru kurulmasına bağlı."
  • "Uygulama çok önemli, teknik insanlarla beraber olmak, uygulamayı öğrenmek çok önemli, çizmek vermek üretimini beklemek yeterli gelmez."
  • "Farklılıkları yaşamak, farklı fikir sahibi insanlarla gelişimi tamamlamak çok önemli, birbirinin gölgesinde kalmamalı farklı noktaları görebilmelisin."
  • "Kesinlikle estetik birisiyim, fikir, kavram var ama estetik cok önemli"
  • "Klişelere karşı değilim, klişelerin KLİŞE olmasının bir sebebi var!"
  • "Bir cok insan eklemeyi bilir, azaltmayi bilmez."
  • "Herkes star olamaz, kimileri de ekip icinde başarılı bir parça olmayı kabul etmeli. Star olmadan, yer aldığın pozisyonda başarılıysan, saygı görüyorsan, iyi para kazanıyorsan..Mesele star olmak degil, yaptığın işten mutluluk duymaktır."
Picture 2


Picture 3

Picture 4

Afterwords çalışması-2000: Çağlayan bu çalışmada savaş zamanı eşyalarını bırakarak, evlerini terketmek durumunda kalan insanlardan etkilenmiş.

Sergiye pazar günümü ayırıyorum, yarın doya doya Huseyin'den duyduklarım kulaklarımda adım adım gezeceğim, size de bu önemli sanatçıdan moda, stil bir yana hayata dair bir şeyler yakalamak için sergisini ziyareti öneririm.
İyi haftasonları

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...